İsmail Topuzoğlu ( Prof. Dr. )

İsmail Topuzoğlu ( Prof. Dr. )

Prof. Dr. İsmail Topuzoğlu

İçindekiler:

Yaşam Seçimlerle Doludur (A.Gürhan Fişek)
Prof. Dr. İsmail Topuzuğlu’nu Tanımak (Engin Tonguç)
Prof. Dr. İsmail Topuzoğlu (Mustafa Taşyürek)



Yaşam Seçimlerle Doludur

A.Gürhan Fişek

Türkiye’de iş sağlığının bir bilim olarak benimsenmesi ve yayılmasında, herkesin parmakla göstereceği tek ad vardır; o da İsmail Topuzoğlu’dur. Biz onun öğrencileriyken, Türkiye’de hiç bir üniversitede, hiç bir fakültede “iş sağlığı” dersi okutulmazdı. Bir tek Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Toplum Hekimliği Ders Kurulu içerisinde 6 saat süreyle meslek hastalıklarını, iş kazalarını ve çevre kirlenmesini öğrenirdik. Yine aynı biçimde Türkiye’de “iş sağlığı” alanında, ilk mezuniyet sonrası eğitimi (yüksek lisans, doktora) yine Topuzoğlu sayesinde Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleştirilebilmiştir. Yüksek lisans programının özelliği, öğrenci yelpazesinin genişliğindeydi; doktordan mühendise konuyla ilgili mesleklere açık bir mezuniyet sonrası eğitim programıydı. Bu hem iş sağlığının bilimsel kimliğine uygundu; hem de bir takım çalışması için zorunluydu. Bütün bu yaşanmışlıklar ve bugün benzer programların üniversitedeki varlığını, bu “öncü” kişiye ve uygulamalarına borçluyuz.

Sayın Topuzoğlu’nu yalnızca bir öğretmen olarak tanımadık; uygulamada, bir takım içerisinde de işlev gördü. “Öncü”lük üstlendiği bu alanın gereği olarak, toplum içindeki çalışmalarda yer almaktan; elini taşın altına koymaktan çekinmedi. Bu, bizler için, hem güven ve katkı, hem de kıvanç kaynağı olmuştur..

Sayın Topuzoğlu’nun yaşantısı, bir çoklarında olduğu gibi seçimlerle doludur. Bu çetin seçimlerindeki isabet, onu bugün izlediğimiz konumuna getirmiştir. Bu bakımdan, onun yaşantısını izlemek ve seçimlerini görmek; bir yandan onu anımsamamıza olanak verirken; bir yandan da gençlere yaşamda “seçim”lerin ne denli önemli olduğunu anlatma fırsatı yaratmaktadır.

1917 yılında Bulgaristan’da doğan İsmail Topuzoğlu, 1935 yılında Türkiye’ye göç etmiştir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni 1941 yılında bitirdikten sonra Sağlık Bakanlığı’nda sıtma savaş hekimi ve hükümet tabibi olarak görev yapar. 1946 yılında Çalışma Bakanlığı’nın açtığı sınavla “işyeri hekimi” olarak yetiştirilmek üzere yurt dışına gönderilir. 1947-1950 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri’nde John Hopkins Üniversitesi’nde eğitimini geliştirir.

İş sağlığı güvenliği alanına ilgisi böylece başlamış ve ülkeye dönüşünde …. kurumunda çalışmalarını sürdürmüştür. 1967 yılına kadar Bakanlığın çeşitli birimlerinde, hem deneyimini geliştirmiş ve hem de katkılarda bulunmuştur. İş sağlığı güvenliği alanındaki çok bilimli yaklaşımının ve “iş hukuku ve sosyal güvenlik” boyutlarını birlikte ele almasının temelinde bu iş deneyimi yatmaktadır.

Türkiye’de işyeri hekimliğinin gelişiminde dört önemli evre söz konusu olmuştur. Bunlardan Birincisi Genel Sağlığı Koruma Yasası’nın 180.maddesiyle sınırlı da olsa bazı işyerleri için işyeri hekimliğinin zorunlu hale getirilmesidir.
İkincisi, 1969 yılında ILO ile yapılan antlaşmayla İSGÜM’ün kurulmasıdır. Bir araştırma-eğitim kurumu ve laboratuvar olarak kurulan İSGÜM’ün alana katkısı büyük olmuştur.

Üçüncüsü, 4 Temmuz 1980 yılında “İşyeri Hekimlerinin Çalışma Şartları ile Görev ve Yetkileri Hakkında Yönetmelik”in çıkarılmasıdır. (AGF: İş Sağlığı Güvenliğinde Yeni Dönem : CSGB’nin Kurumsal Yapısının Güçlendirilmesi, Çalışma Ortamı Dergisi). Dördüncüsü, Türk Tabipleri Birliği tarafından, işyeri hekimliğinin yapılabilmesi için “İş Hekimliği Sertifika Kurslarına Katılmak ve Belge Almak Zorunluluğunun getirilmesidir”. Sonuncusu da 2003 sayılı yasa ile “Ortak Sağlık Güvenlik Birimleri”nin kurulmasının yasa hükmü haline getirilmesidir.
Topuzoğlu 2,3 ve 4.evrelerde etkin görevler almıştır. İSGÜM’ün iki ayrı dönemde müdürlüğünü yapmış; bu merkeze en parlak dönemlerini yaşatmıştır. Yönetmeliği yazan o’dur. TTB Sertifika Kursları’nı programlayan, başlatan, eğitici olarak görev yapan İşçi Sağlığı Kolu’nun en etkin üyelerinden biriydi.

1967-1985 yılları arasında Hacettepe Üniversiteasi Tıp Fakültesi Toplum Hekimliği Enstitüsü ve Halk Sağlığı Anabilim Dalında öğretim Üyeliği yapan Prof.Dr. İsmail Topuzoğlu bir çok öğrenci yetiştirmiş ve bilimsel çalışma yapmıştır.
Bugün 97 yaşında hala bilimsel gelişmelere olan ilgisini sürdürmekte ve bizlerle paylaşmaktadır. Kendisine uzun ömürler dileriz.




Prof. Dr. İsmail Topuzuğlu’nu Tanımak


Engin Tonguç


Çalışma Bakanlığına bağlı olarak kurulmakta olan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkezi’nin (İSGÜM) Kurucu Müdürü Sayın Doç.Dr.İsmail Topuzoğlu ile 1974’de tanıştım. İSGÜM ile SSK arasında yapılacak işbirliğini gerçekleştirmekle görevlendirilmiştik. İSGÜM’de gerekli teknik olanaklar ve laboratuvarlar oluşturuluyor, hedef kitle olan sigortalı işçilerin bunlardan yararlanabilmesi için benim çalıştığım SSK Ulus Hastanesinde bazı hasta yataklarının bu işe ayrılması söz konusu oluyordu. Amaç, bu işbirliği ile, özellikle meslek hastalıkları konusunda ülkedeki durumu bilimsel olarak saptamaktı. Biz buna alınacak sonuçlardan da yararlanarak SSK sağlık hizmetlerinin reorganize edilmesi gibi bir amacı daha katmıştık. Sayın Topuzoğlu’nun hazırladığı işbirliği projesi “SSK Sağlık Hizmetlerinin İş Hekimliği Katkısı İle Geliştirilmesi “ başlığını taşır. Meslek hastalığı şüphesi olan sigortalılar benim baktığım hasta yataklarında inceleniyor, tıbbi laboratuar analizleri İSGÜM’de yapılıyordu. Haftada bir kez Topuzoğlu ile bir araya gelerek sonuçları değerlendiriyorduk. Türkiye’de silikozların dışında, her türden meslek hastalığının yaygın olduğu, bilimsel olarak ilk kez bu çalışmalarla kanıtlanmıştır.

İşbirliğimiz sırasında Topuzoğlu’nu yakından tanıdım. İş hekimliği, iş sağlığı, meslek hast. konularında Amerika’da çok iyi yetişmişti ve çok bilgiliydi. Ben ise böyle bir sistematik öğrenim görmemiştim; kendimi yetiştirmeye çalışıyordum. Bunu yaparken Topuzoğlu’ndan gördüğüm destek olağanüstüydü. Kendisinin benim yetişmemde çok büyük emeği vardır. Meslek bilgileri dışında, bir yönetici ve bilim adamı olarak çalışma yöntemleri ilginçti. Planlı çalışma ve zamanı iyi kullanma, çalışma yaşamında ciddilik, iş disiplini, gereksiz konuşmalardan kaçınmak, ama doğruları apaçık söylemekten de çekinmemek, başlıca özelliklerindendi. Kendisiyle olan çalışmalarımızda, birlikte katıldığımız resmi toplantılarda, İSGÜM’ün yöntemindeki davranışlarında, bunları gözlüyordum. Üstünkörü ve ciddiyetten uzak, programsız, plansız çalışma tarzının yaygın olduğu ülkemizde, astlarının birçoğu Topuzoğlu’ nun bu özelliklerinden rahatsız olurlar, hatta yakınırlardı. Ben ise Almanya’ daki günlerimden alışkın olduğum böyle bir çalışma tarzına yatkındım ve hoşnuttum:

Haftalık görüşmemiz için İSGÜM’ e gidiyorum, saptanmış görüşme saatine on dakika var. Topuzoğlu masası başında, bir şeyler yazıp okuyor. Beni görünce saatine baktı, “sizinle görüşmemize daha on dakika var, bekleyeceksiniz”, dedi. Odadan çıkıp koridordaki iskemleye oturdum. Toplumumuzdaki geçerli değer yargılarına göre küsmem gerekirdi. Ama ben onu haklı buldum. Biraz da gülümseyerek on dakikanın geçmesini bekledim! Çalışma yöntemlerinde katı olan Topuzoğlu, ortak konularımızın tartışılmasında ise hoşgörülüydü. Bazıları iyice sertleşen çok iş tartışmalarımız olmuştur. Hatta bu tartışmalarda ben, bazen kendisine sonradan çok pişman olduğum sözler de söylemişimdir. Ama o, sözlerin ağırlığını dikkate almadan, bunların arasında konumuz bakımından yararlı olanları bulup çıkarmaya, bunları değerlendirmeye çalışmıştır. Daha sonraki yıllarda Topuzoğlu ile birlikte denetim gezilerine çıktık, birçok resmi toplantıya katıldık, buralarda bürokratik engellere, anlayışsızlıklara karşı birlikte savaşım verdik. Topuzoğlu, İSGÜM’deki yöneticiliği süresince hiç “memurlaşmadı”, hep bilim adamı kişiliğini sürdürdü. Konulara hep o kişilikle yaklaştı, sorunları bilimsel yöntemlerle ele alıp çözmeye uğraştı. Resmi görevlerimizden ayrıldıktan sonra, emekliler olarak, Türk Tabipleri Birliği’ndeki çalışmalarda birlikteydik, burada da ortak düşüncelerimizi, ilkelerimizi birbirimizi destekleyerek savunduk. En sağlam, en soylu dostluklar ortak idealler için verilen uğraşlar sırasında doğar, gelişir, sağlamlaşır! İş sağlığını geliştirmek gibi ortak bir amacımız vardı ve bunun tutkunuyduk, bu yolda her şeye katlanabilirdik. İş sağlığı alanında Topuzoğlu ile olan uğraşlarım meslek yaşamımın en onur verici çabalarıdır ve bunların anıları bana mutluluk veriyor!

Zamanla Topuzoğu ile aramda sağlam bir kişisel dostluk ve yakınlık da gelişti ve hiç bozulmadı. 1973’de Topuzoğlu, benim için Uluslararası Çalışma Örgütü’nden (İLO) iki aylık bir burs sağladı. Avrupa’da iş sağlığı alanındaki düzenlemeleri görmek amacıyla yapılmış geniş bir program söz konusuydu. Almanya ve Finlandiya’da birçok enstitü, klinik, denetim ve yönetim merkezleri, örgütleri, işyeri hekimliklerine gidecektim. Bursdan yararlanarak yurt dışına görevli gidebilmem için Dışişleri Bakanlığı’nın da onayı gerekiyordu. Topuzoğlu, beni yanına alarak yetkili Dışişleri üst görevlisine götürdü, konuyu ona anlattı ve ona kabul ettirdi. O, yalnız beni değil, yanında çalışan, biraz olumluluk gördüğü her elemanı yetiştirmek, geliştirmek için büyük çaba harcamıştır. Bu, onun hocalık, eğitimcilik yönüdür.

Sayın Topuzoğlu yaşça ve mesleksel kıdemce benim büyüğümdür. Ama o bana her zaman bir büyüğüm gibi değil, bir arkadaş gibi, bir yakın dost gibi davrandı. Kendisine hem bunun için, hem yetişmemdeki etkinlikleri için sonsuz teşekkür borçluyum. Ona daha uzun yıllar sürecek sağlıklı, esenlikli bir yaşam diliyorum. En içten saygı ve sevgilerimle…

Engin Tonguç




Prof. Dr. İsmail Topuzoğlu


Mustafa Taşyürek

Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü’nde ben İş Sağlığı Bilim Uzmanlığı, Dr.Ata Soyer ve İşyeri hekimliği yapan Dr.Recep (soy ismini anımsayamadım) ‘de İş Sağlığı Doktorası yapıyorlardı (1983-85). Rehber hocamız da Doç.Dr. İsmail Topuzoğlu idi. Bazı dersleri ortak alıyor idik. Üç kişi olduğumuzdan İsmal bey dersi Halk Sağlığı Anabilimdalı’ndaki odasında, beyaz tahtasını da hazır ederek verirdi.

Dışarıda sağnak bir yağış olan bir gün saat 13.20’de hocamızın odasının önünde buluştuk ve sohbete başladık. Ders 13.30 – 15.30 arasında idi. 13.25’de kapı açıldı , hocamız baktık i biz bekliyoruz. Kolundaki saate baktı. Çocuklar daha beş dakikanız var dedi. Dersi tam saatinde başlatır ve süreyi de öyle bir kullanırdı ki tam saatinde bitiridi.

Öğretim yılı başında benim kendisinden aldığım derslerin, “adı”nı, “öğrenim amaç ve hedefi”ni, “içeriği”ni “alt başlıkları”nı , haftanın hangi gün ve saatlerinde işleneceğini , toplam kaç saat olacağını ve kaç kredi olduğunu bir daktilo çıktısı olarak verirdi.

[İş (Güvenliği) Müfettişi olmama rağmen] Çal.Bak.İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Merkez Müdürlüğü (İSGÜM), İş Hijyeni Bölümünde görev yapmam nedeni ile , Murgul Bakır İşletmeleri (Artvin), Küre Bakır Madenleri (Kastamonu), Seydişehir Aluminyum Fabrikaları gibi Ankara dışındaki bazı büyük kuruluşlara İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği eğitimleri, gaz, toz, gürültü, aydınlatma ve termal konfor faktörleri gibi konularda ölçüm yapma, numune alma ve denetim yapmaya giderdim. İsmail bey, işyeri çalışma ortam koşulları’nı büyük bir merakla sorardı. Ankara dışında olduğum bazı haftalarda doğal olarak hafta içindeki derse devam edemezdim.

Bu durumda hoca, bazı haftalarda ders yapmamayı kabul eder mi ? hiç !. Anımsadığım kadarıyla diyaloğuz söyle olurdu:
-Mustafa,Cumartesi veya Pazar günü Ankara’ya dönüyor musun ?
-Evet hocam.
-O zaman eve gelebilir misin ?
-Saat kaç’da hocam?
-(Aynı ders saatlerinde) 13.30 – 15.30.

Elbette saat 13.29’da kapının ziline basadım.

Çok mütevazi döşenmiş, tertemiz salonunda ; küçük beyaz tahtası, kalemler, kağıtlar, ders notları hazır, kravatını takmış bir şekilde hocam karşımda idi.

Sanki 20 kişilik bir sınıftaymışız gibi dersi işlerdik. Hacettepe- Halk Sağlığı Anabilimdalı’ndaki odası veya dersliklerden tek farkı, birinci ders saatinin sonunda ara verince, hocamın değerli eşinin elindeki tepside gördüğüm çay bardağı ve kendi yaptığı böreklerdi.

Sn.Prof.Dr.İsmail Topuzoğlu’nun bende bıraktığı iz: İş Sağlığı ve Güvenliği- meslek aşkı. İş Disiplini. Dürüstük. Ciddiyet. Emeğe ve Emekçiye saygı. Çalışkanlık. Merak – kuşku.Temkinli yaklaşım. Umut.

Mustafa Taşyürek
İş Sağlığı (Bilim) Uzmanı

Diğer Yazılar