Vasıf Çınar

Vasıf Çınar

içindekiler

Onun İçin Söylediler

İzmir’in önemli dergilerinden “Fikirler” 15 Haziran 1935 tarihli sayısını “Aramızdan vakitsiz ayrılışı ile hepimizi içimizden yakan Vasıf Çınar” başlığı ile ona ayırmıştır. İzmir Öğretmenler Birliği’nin yaptığı törende onun hem devrimci hem eğitimci ve hem de diplomat kimliği vurgulanmış ve son derece güzel sözlerle Vasıf Çınar İzmir’de anılmıştır.
 
“…Vasıf avucunun çukurunda su içen, yalın ayak bir ülkü adamıydı. O, doğuşunda bir ihtilal adamının yüksek vasıflarını, mertlik ve seciye meziyetlerini birlikte getirmişti. Vasıf büyük Türk ihtilalinin ilk safında Mustafa Kemal’in şahsında, vatanın mukadderatını ve bugünün mesut olgularının olgun bir kafa insiyakıyla vaktinden önce sezmiş, ilk şuurlu ihtilal adamıdır…”
 
“Vasıf Çınar devrimin oğlu idi. O ülküsünü Türk kalkınmasının bizzat içinde yaşayarak yaptı. Duygularını Türk davasının hızıyla beslemişti. Onu devrimci nesil ne iyi tanır. Yurt için,ulus namına her gençlik hareketinin önünde bir bayrak gibi yürüyen İzmir’in bu ak alınlı oğlu bir inan ve ide kaynağı idi…”
 
“…Ölüm onu bizden ayırdı. Fakat adı ve ruhu hepimizin içinde yaşayacaktır. Bu bahar günlerinde onun yola çıktığı günleri düşünerek, ona daha çok bağlanıyor ve onu bildiğimizden çok sevdiğimizi anlıyoruz…”
 
“… O hiç bir gün kanaatlerinde sarsılmamış ve gökleri yaran bir kaya sertliğiyle, önüne çıkan şu ve bu gibi engellere zerre kadar ehemmiyet vermeyerek ereğine kahramanca ulaşmıştır…”
 
“…Türk ulusu, onun öğretmen kütlesi, dinç bir ağaçtır. Kendi göğsünden çıkardığı her dalını bir hastalık, bir afet kırabilir… Eğer yakın bir yarında Türk İnkılabı’nın okullarında, Atatürk’ün rahlesinde yetişenlerden bizi bizden çok anlayan, içimizdekini bizim kadar duyan bizim içimize bizim sözlerimizle söyleyen, bizi elimizden tutarak yurt için, meslek için olan dileklerimize doğru sürükleyip götüren biri çıkarsa biz ona Necati gibi, Reşit Galip gibi, Vasıf gibi diyeceğiz…”
 
“…Vasıf Çınar mütarekede yurdun talihi karardığı günlerde İzmir’in işgalinde her türlü şahsi varlığını iterek, teperek şurada on dakika uzağımızda Maşatlık’ta ihtilal ateşi yakan ve bütün Türkleri gür sesiyle ihtilale, isyana çağıranların önlerinde idi…”
 
“…Vasıf zeki idi, heyecanlı ve ateşli idi. Atılgandı. Mert ve yiğit idi. İnkılapçı idi…”
 
Öğretmenler Birliği’nin töreninde bu sözlerle anılan Çınar, daha sonra Halkevi’nde de anılmış ve şu sözlerle değerlendirilmiştir:
 
“…Bir memlekette inkılab, ulusça bir gerinme, bir atlama, bir sıçramadır. Bu gerinme, bu sıçrama, bu atlama ve çocuklarının içindeki en büyük güç, gizli kuvvetleri bir anda ortaya atan Vasıf Çınar da Türk Devrimi’nin gerilmesinden doğan kuvvettir. İzmir’in bu yiğit gencinden bu olgun diplomat böyle fırlamıştı…”
 
“…Onbeş senelik Milli Mücadele tarihimizin heybetli dekorunda Vasıf m mümtaz çehresini kolayca tahlil ve ifade edemeyiz. Yalnız diyebiliriz ki o, bu onbeş yıllık hayat ve inkılab tarihimizde daima ön safta olarak yaşamıştır. O, davasına inanıyordu. Kalbinin en derin noktalarına kadar samimi idi…”
Vasıf Çınar için çok sayıda yazılar yazılmış ve değişik kalemler onun için hissettiklerini ortaya koymuşlardır. Fikirler Dergisi “Vasıf Çınar’ın acısını çekenlerin yazıları” başlığı altında bunları toplamıştır. Kazım Dirik’ten, Falih Rıfkı Atay’a, Orhan Rahmi Gökçe’den Burhan Belge’ye kadar bir çok kişi onun zamansız ölümü dolayısıyla duydukları üzüntüyü dile getirmişlerdir.
Orhan Rahmi Gökçe’nin “Vasıf Çınar” adını verdiği şiirinin aşağıya sadece bir kıtasını vermekle yetiniyoruz.
 
İçine kurt düşmeden bir dağ gürültüsüyle
Aramızdan ayrıldın küçük kara toprağa
Nasıl göğüs açmıştır hala anlıyamadı
On karıştık bir mezar, senin gibi bir dağa!

 
Burhan Belge onu anlatırken şöyle diyor: “İstiklal mahkemelerinde iddia makamlarını, hükümette bakanlık, diplomaside elçilik ve büyükelçilik sandalyelerini onun yaşında tutabilmek için sadece devrim değil, sade bir devrime katılmış olmak değil, şeflerin emrinde sınavlardan açık alınla çıkmış olmak gerekir. Vasıf Çınar bu türlü bir gençti…Tesellimiz şu olabilir ki ona “Çınar” adını veren büyük bahçıvan ulusun fidanlığında her gün göz nuru ve el emeği döktüğüne göre, Çınar’ın yerine yeni “Çınarlar” koymakta gecikmeyecektir.”
 
Bütün bu yazılarda ortak olarak üzerinde durulan Vasıf Çınar’ın kişiliği ve hizmetleridir. Onun devrimci özelliği ve genç yaşına rağmen önemli makamları işgal edecek kadar büyük olan yeteneği hep işlenmiştir. Aynı zamanda büyükelçi olarak ölmesi onun bir çok ülke tarafından da anılmasına neden olmuş ve elbette ki Moskova bu konuya özel bir önem vermiştir.
 
İzvestiya gazetesi “Büyükelçi Vasıf Çınar’ın zamansız ölümü Sovyet kamuoyunu derin acılara boğmuştur. Dost Cumhuriyet’in siyasal mümessilliği işinde herkesin saygı ve sevgisini kazanmıştı… Zamansız bir ölümün bu genç ve yüksek diplomatı Sovyet Rusya’nın samimi dostları ve yeni Türkiye özgenliğinin yorulmaz savaşçıları arasından alıp götürmüş olduğuna inanmak bile bize güç geliyor. Vasıf Çınar Sovyet Rusya’nın ekonomik ve kültürel kuruluşunun her şubesine yakından ilgi göstermekte idi. Sovyet siyasal adamlarıyla konuştuğu vakitler Moskova’ya ilk gelişinin birinci beş senelik planın başına ve bu ikinci gelişinin de ikinci beş senelik plana dayanan geniş gelişmeye rastladığını sık sık söyler ve Türk – Sovyet dostluğuna büyük bir değer verirdi… Sovyet kamuoyu dost Türkiye’yi vuran bu acı kayıbı Türk Hükümet ve ulusuyla beraber duymaktadır” demektedir.
 
Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Araş; “…Vasıf Çınar; ölümünden şeflerinin, arkadaşlarının ve bütün yurttaşlarının duyduğu acı çok büyüktür. Tam bir inkılab çocuğu yetişerek, yüksek ruhun her yerde şefin izini buldu ve orada yürüdü. Sen bu yurda, bu ulusa hizmet için elinde silah çarpıştın. Kültür alanında zekanla çarpıştın… Seni nereye gönderdik ise Türkiye Cumhuriyeti’nin ülküsünü, ruhunu ve özel sevgi duygularını beraber götürdün. İç savaşında nasıl herkesi büyük önderin etrafında toplamaya çalıştın ise, dış savaşında da memleketine sevgi birliği getirmeye uğraştın. Ölümün teselli kabul etmez, fakat dost illerde, dost gibi, kardeş gibi dikkatle bakılarak, sevilerek, sayılarak bakılmış olman belki bizim için bir tesellidir…” (Baran T.A., Cumhuriyet Dönemi …)
 
KAYNAKLAR :
Sungu İhsan, Tevhid-i Tedrisat, Belleten Temmuz 1938 Cilt 2 Sayı 7-8.
Akgün Seçil : Tevhid-i Tedrisat, “Cumhuriyet Döneminde Eğitim” kitabı içinde. MEB Yayını 1983, s.37
Sakoğlu Necdet, 27 Ekim 1999 Türk Eğitim Derneği’nce düzenlenen “Vasıf Çınar’ın Yaşamı ve Hizmetlerine Toplu Bakış” başlıklı ANMA toplantısındaki konuşması – Erişim : http://portal.ted.org.tr/genel/yayinlar/kitaplar_ocr/ted_vasif_cinar_yasami_ve_hizmetleri_ocr.pdf
Arıkan Zeki, 27 Ekim 1999 Türk Eğitim Derneği’nce düzenlenen “Vasıf Çınar’ın Yaşamı ve Hizmetlerine Toplu Bakış” başlıklı ANMA toplantısındaki konuşması – Erişim : http://portal.ted.org.tr/genel/yayinlar/kitaplar_ocr/ted_vasif_cinar_yasami_ve_hizmetleri_ocr.pdf
Baran, Tülay Alim : Cumhuriyet Dönemi Devlet Adamlarından Vasıf Çınar, TC Başbakanlık Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırmaları Merkezi web sayfası. Erişim : http://www.atam.gov.tr/dergi/sayi-49/cumhuriyet-donemi-devlet-adamlarindan-vasif-cinar
Üstel Füsun, İmparatorluktan Ulus Devlete Türk Milliyetçiliği : Türk Ocakları -1912-1931- s.325 Basım Yılı : 2010

Diğer Yazılar