Avatar

Recep Yeni

Recep Yeni

7 MAYIS 1999

Konuk:

Recep Yeni

MELTEM ÖZORAL- Bugünkü konuğumuz SSK Sigorta Müfettişleri Derneği Başkanı Sayın Recep Yeni.

RECEP YENİ- Teşekkür ederim. Ben de önce kendimi bir tanıtayım: Ankara doğumluyum -doğuma büyüme burada- Kurtuluş Lisesini bitirdim, Ankara İktisadi Ticari İlimler Akademisinden 1974 yılında mezun oldum, hemen akabinde mecburi hizmetli olmam nedeniyle Sosyal Sigortalar Kurumunda, memur olarak göreve başladım. Uzun yıllar memurluk yaptıktan sonra -işte memuriyeti, raportörlüğü, şef muavinliği, şeflik sonra- açılan Sigorta Müfettiş Yardımcılığı sınavını kazanıp, Sigorta Müfettişi olarak göreve başladım. 16 yıldan beri de Sosyal Sigortalar Kurumunda, Sigorta Müfettişi olarak görev yapıyorum.

Değerli arkadaşlarım, Sigorta Müfettişlerinin yarım asra yaklaşan geçmişi, hep mücadeleyle geçmiştir, nerede geçmiştir? Bakanlıkta geçmiştir, TBMM’nin o kutsal çatısı altında geçmiştir. Sigorta Müfettişleri -biraz önce yine üstadımızın anlattığı gibi- Acentelik Müfettişliğinden, Şube Müfettişliğine, Şube Müfettişliğinden, Sigorta Müfettişliğine ve 1993 yılında yürürlüğe giren 3917 Sayılı Yasayla da, Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü, Sigorta Teftiş Kurulu Başkanlığı, Sigorta Müfettişliğine geçmiştir ve bu geçiş esnasında -sizlere çok samimi olarak itiraf edeyim- şehitler verdik, kalp hastalarımız var, mide ülseri olanlar var, sakat kalanlar var, ölenler var, gazilerimiz var; yani, bir milli mücadele gibi bir mücadele içinden geldik, 40 senedir bu mücadelenin içindeyiz. Mücadelemiz bitmedi,, halen devam ediyor; Derneğimiz çatısı altında, Teftiş Kurulumuzun yaptığı programlar altında, mücadelemizi sürdürüyoruz.

Türkiye’de -biraz önce yine üstadımız anlattı- yakında görüşülecek “sosyal güvenlik reformu” adı altında bir yasa tasarısı var. Bu yasa tasarısında, biz Sigorta Müfettişlerini, yine, rencide edici, onur kırıcı bir çalışma var -görüyoruz, izliyoruz- bu yasanın, bu maddesinin yasallaşmaması yönünde yeni bir uğraşın içine gireceğiz. Tabii bunlar, uzun zaman aldı, bundan sonra da alacağa benziyor, yılmadık, yılmayacağız. 2 yıldan beride bir dernek başkanlığını yürütüyorum, 1995-1998 yıllarında yapılan sınavla akar hale gelen kaynağımızı, önümüzdeki yıllarda sizlerle desteklemek istiyoruz.

Ben, sîzlere sağlık veriyorum, önümüzdeki günlerde yine sınavlarımız açılacak, boş kadrolarımız bir hayli var. ÖSYM’nin yazılı sınavından geçip gelen arkadaşlarımızı, bir ön eleştirmeden ve ön mülakattan sonra, aramızda görüyoruz, 3 yıllık bir eğitimden sonra, buradaki tüm alışkanlıklarınızı, tüm geçmişlerinizi unutturuyoruz, sizi Sigorta Müfettişi yapıyoruz; giyiminizle, kuşamınızla, davranışınızla, her yönünüzle Sigorta Müfettişi yapmaya özen gösteriyoruz, gelirseniz mutlu oluruz.

Bu arada, bize sorularınız olursa, özlük hakları yönünden, sınava giriş yönünden veya Sosyal Sigortalar Kurumundaki emeklilik durumuyla ilgili, yaş durumuyla ilgili sorular olursa, onlara da cevap vermeye çalışalım. Sorularınızı bekliyorum.

OSMAN SARIKAYA- Sigorta Müfettişlikleriyle, diğer Banka Müfettişlikleri arasında bir karşılaştırma yapabilir misiniz? Çünkü, genelde son sınıf öğrencileri Banka Müfettişliğini tercih ediyor, Sigorta Müfettişliği pek fazla tercih edilmiyor; yani, Sosyal Sigortalar Kurumunun müfettişlik kadroları pek fazla tercih edilmiyor; bunda, belki ücret etkili.

RECEP YENİ- Özel sektörün, kamuya göre imkanları daha fazla, olanakları daha fazla, gerek harcama yönünden, gerek maaş yönünden, gerekse çalışma ortamı yönünden. Biz Sigorta Müfettişleri, çok rahat bir ortamda çalışmayız -bunu da söyleyelim- ve 24 saat görev yaparız, biz, sıcak masada veya kapalı bir ortamda bulunmayız, biz dışarıda, soğukta, yağmurda, karda görev yaparız, tabii aldığımız özlük hakları da, özel sektörün verdiğine göre biraz daha düşüktür; ama, biz, onurlu bir iş yaptığımız inancındayız, sizlere o açıdan söylüyoruz; yani, şöyle, yakın ailenizden, aile fertlerinin sorunlarını da burada bize dile getirebilirsiniz, Sosyal Sigortalar Kurumunun emeklilikti, yaşlılıktı gibi durumlarıyla.

ERKAN – Sınavda önkoşullar olarak İngilizce istiyor musunuz?

RECEP YENİ- Hayır, İngilizce, bizim tercih nedenimiz; yani, puanların eşit olması halinde, lisan bilen arkadaşımız tercih ediliyor. Lisan bilen arkadaşımız diyorum, İngilizce demiyorum, yabancı dil, İngilizce, Fransızca, Almanca dillerinden bir tanesini bilen arkadaşımız, puan eşitliği halinde öne geçiyor.

ERKAN – Sınav ne zaman açılacak?

RECEP YENİ- Teftiş Kurulumuz, sınavı Eylül ayında filan bir daha düşünüyor. 54 arkadaşımız kazandı, yakında Mayıs ayı içinde göreve başlayacaklar, ikinci bir sınavımız, yine bir 30 kişilik falan sınavımız, Eylül ayında açılacak.

DİLER TEFİK- Cinsiyet ayrımı yapıyor musunuz?

RECEP YENİ- Hayır, maalesef cinsiyet ayrımı yapmıyoruz. Kesinlikle bugünkü çağdaş yapıda bu düşünülemez.

DİLER TEFİK- Bayan müfettişler var mı?

RECEP YENİ- Evet var, bayan müfettiş arkadaşlarımız var.

KUBİLAY BODUR- Ben bir soru soracaktım; bende şöyle bir izlenim kalmış: Gerek SSK Müfettişlikleriyle veya bu Sigorta Müfettişlerini de kapsayabilir;denetimlerde sanki; yani -ben, geçmişte, özellikle sınava giren arkadaşlarla konuşmuştum ve böyle bir değerlendirmeleri olduğunu tespit etmiştim- sanki teftiş sırasında, mesela diyelim bir Sigorta Müfettişi, bir işyerini teftiş ediyor; fakat, işveren oldukça güçlü bir konumda, belki ulaşabileceği şeyler var. Mesela, diyelimarkadaşları veya daha yüksek primlerde Sigorta Müfettişleri; yani, çevresi geniş bir insan; yani, burada müfettişin tehdit edilebildiğini dahi duydum; yani, hatta silah falan taşıdıklarını söylemişlerdi; yani, sanki Sigorta Müfettişinin veya SSK Müfettişinin,işveren karşısında güçsüz bir konumda; yani, bireysel tehdide kadar, tehdit edilebilme ihtimalinden filan söz etmişlerdi. Ben, buna karşılık ne gibi güvenceler var? Çünkü, mesela bir Sigorta Müfettişinin gayet cesur olması gerekiyor; yani, açıkçası, Türkiye’de, böyle bireysel yakınlaşmalar veya çıkar çevreleri, çalışma hayatının her alanında yayılmış bir durumda. Ben, bu konuda, geçmişte bir örnek falan var mı? Varsa, mesela tedbirler ne olmalıdır?

Bunları sormak istiyordum; teşekkür ederim.

RECEP YENİ- Şimdi tabii, şurada hangimizin cebinden bir 5 bin lira almaya kalksa, o kişi, karşısındakine isyan eder. Biz Sigorta Müfettişi olarak, bir işyerine girdiğimiz zaman, işverene ceza yazıyoruz, işveren bir tepki gösterecek, elini kolunu bağlayıp da “hayır efendim, yapın, yazın” demeyecek, elbette Sigorta Müfettişine bir tepki reaksiyonu olacak; yani, bu doğaldır, hepimiz de doğaldır, hepimiz de yaparız, o tepkiyi gösteririz. Ancak, Sigorta Müfettişleri, 1993 yılında yürürlüğe giren bir yasayla, yetkileri artırıldı. Bakın, şuradaki görevlerimiz, yetkilerimiz ve bize kimlerin yardım edeceğini, kimlerden yardım isteyebileceğimizi açıkça belirtilmiş vaziyette.

Gittiğimiz işyerlerinde, herkes bizi gülle çiçek karşılamıyor, zaman zaman böyle nahoş, olmaması gereken olaylarla da karşılaşıyoruz. Öyle olayların olacağı işyerlerini sezdiğimiz an, bizde tedbirini alıyoruz; eğer, gideceğimiz bir işyerinde, hoş olmayan bir şeyle karşılaşacağımızı seziyorsak, biliyorsak, oraya daha tedbirli gidiyoruz. Bu, bizim görevlerimizi belirten -biraz önce arkadaşım- emniyet amirinden, memurundan bir takım yardımlar istiyoruz, bu yetkimiz, bu yönde yasal yetkimiz var.

Bir şey daha söyleyeyim -tabii, başka olaylardan, siyasi şeylerden falan bahsetti arkadaşımız- gittiğimiz yerde, bir tespit yaparken veya teftiş yaparken, bazı hatırı sayılan kişiler de araya girmiyor değil, bu Türkiye’nin kaderi; yani, nereye giderseniz gidin, mutlaka bir adamını bulacaksınız; yani, bir çevre edinecek şeyiniz olacak; ama, bu, zaman zaman bize de ulaşmıyor değil, ulaşıyor; ama, biz görevimizi yaparken, bir taraf olmak zorundayız, ne “Sosyal Sigortalar Kurumunun maaşını alıyoruz, ekmeğini yiyoruz” diye onu gözetiyoruz, ne de “yazık, bu işverendir, ceza yemesin” diye onu gözetiyoruz; biz, kanun, mevzuat neyse, o doğrultulara giderek görev yapmaya çalışıyoruz.

SORU- Benim sorum; şu ana kadar kurulan hükümetlere baktığımızda, genellikle bu hükümetlerin, işveren yanlısı ya da işverenlerin desteğiyle kurulduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, bunun sonucu olarak, sosyal güvenlik alanındaki çalışmalar da, hükümetlerin çalışmaları da, ya geciktiriliyor, ya engelleniyor, ya da işverenlerin de baskılarıyla, özel sigortacılık gibi yeni alternatif yollar bulunuyor. Bunun gibi, birde bunun dışında SSK’nın gücü, sigortalılarından geliyor zaten -sizin de bahsettiğiniz gibi- sigortalı sayısının çok düşük olması, çalışanların çoğunun sigortalı olarak gösterilmemesi problemiyle karşı karşıyayız.

Buradan soruma geleceğim, sorum şu: sosyal güvenlik önlemlerinin alınabilmesi için, illaki bizim işçi yanlısı bir hükümeti beklemekten başka bir şansımız var mı? Bunun dışında, bir de, sigortalılığa özendirecek ne gibi uygulamalar yapılabilir? Mesela, primlere bakıyoruz, diğer ülkelerdeki primlerle karşılaştırıldığında, Türkiye’deki primlerin yüksekliği ortada; özendirici şeyler neler olabilir? İşçi açısından, işveren açısından neler olabilir? Bu arada, bir de özel sigortacılığa deyinirseniz sevinirim.

RECEP YENİ- Arkadaşımız güzei bir noktaya temas etti, Türkiye’deki sosyal güvenliğin boyutları o kadar büyüdü ki; yani, hükümetleri falan aştı. Bunu, hangi iktidar gelirse gelsin, buna bir çare bulacak; yani, bulmazsa Türkiye batacak, bunu söyleyelim size. Yani, çıban gibi bir yara var, o yara, Türkiye’ni kamburu, onu mutlaka, hangi hükümet olursa olsun çözmek zorunda. Sosyal güvenlik reformunun mutlaka yapılması lazım. Yapılmadığı sürece Türkiye gidiyor arkadaşlar, bunu da söyleyelim. Onun için, bir işçi sempatizan hükümet veya işveren sempatizan hükümet gibi algılamak lazım. Tabii, bugün, siyasi yönlerine girmek istemiyoruz, hükümetlerin kuruluşuyla falan bizim pek şeyimiz yok; ancak, dediğimiz gibi, hangi hükümet gelirse gelsin, bu işi bitirmek zorunda.

İkinci soru “primlerin yüksekliği, özendirilmesi” dediniz, elbette primler yüksek, ancak, verilen hizmetlere baktığınız zaman, onun karşılığı da Türkiye’de çok yüksek. Düşünün, asgari ücrette 75 milyondan ücret alan bir işçi, maaşının, işçi işveren hissesiyle beraber, 25 milyon; ancak, bu kişi, bugün emekli olduğu zaman, 100 milyon lira, 90 milyon lira maaş alır; hastalandığı zaman, hastane masrafları, ilaç masrafları, kendisi ölür, 30 sene, 40 sene, onun eşi ve çocukları ondan maaş alır; yani, sosyal güvencenin karşılığı da bizde fazla, alınan primlerin karşılığı da çok fazla, gerektiğinden de fazla.

Özendirme konusuna bu, bir eğitim falan değil kültür meselesi; yani, işçi, işverene, önce diyecek ki “beni sigortalı yapacaksın” bu eğitime, bu kültüre erişmesi lazım; yani, günü -biraz önce üstadın söylediği gibi- kurtarmak amacı için, işçi çalışıyorsa, istediğiniz kadar özendirici şeyler getirin, Türkiye’deki kaçak sigortalılığı önleyemezsiniz.

RECEP YENİ- Türkiye’de belki belli sektörlerde, konularda özel .sigortacılık olabilir. Örneğin, sağlık konusunda; ama, malûllük, yaşlılık, ölüm gibi uzun vadeye tekabül-şeylerde, biz bunu olanaksız görüyoruz; yani, mümkün değil; yani, 4,5 milyon çalışanla alacağınız primle, 2,5 milyon insana emeklilik maaşı, malüllük, bunu hiç kimse yapmaz, hiçbir kimse, hiçbir sektör, hiçbir sigortacı, bu riskin altına gelmez, bu, ancak devletin desteğiyle olabilir.

Teşekkür ederiz.

MELTEM ÖZORAL- Sayın konuğumuza, buraya geldikleri ve güzel söyleşileri için çok teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

RECEP YENİ- Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyorum, hoşça kalın. (Alkışlar)

Diğer Yazılar